Ergenlik Döneminde Obezite



Ergenlik dönemi, çocuğun fiziksel, biyokimyasal, ruhsal ve sosyal yönden önemli değişiklik gösterdiği bir dönemdir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 10-19 yaş grubunu ergen (adölesan) olarak tanımlamaktadır. Ergenlik döneminde hızlı büyüme ve gelişme ile birlikte enerji ihtiyacı da artmıştır. Bunun yanında hareketsizlik, sosyal-çevresel faktörler, yanlış beslenme alışkanlıkları ve psikolojik yapıya bağlı olarak gelişen obezite önemli bir problemdir. Bireylerin yetişkinlikte sağlıklı bir yaşam sürdürülmesi çocuklukta ve gençlikte düzenli bir beslenme alışkanlığı geliştirebilmesi ile mümkündür. Çocuk ve gençlik döneminde ortaya çıkan obezite, gelecekte bu bireylerde birçok sağlık sorununun ortaya çıkmasına neden olacağı düşünülmektedir. Çalışmalara göre bu bireylerin ileride yaklaşık % 30’unun obez yetişkinler olabileceği rapor edilmektedir.

Besin seçimlerini ve yeme davranışlarını etkileyen en temel faktörler nelerdir?
Ergenlik döneminde besin seçimlerini ve yeme davranışlarını etkileyen çeşitli bireysel ve çevresel faktörler bulunmaktadır. Bireysel özellikler arasında ergenlerin genel davranışları, inançları, bilgi düzeyleri, kendi kendine yeterli olma durumları, vücut imajları ile besin ve lezzet tercihleri gibi psikososyal faktörler bulunmaktadır. Bunlara ek olarak açlık gibi biyolojik faktörler de yeme davranışlarını etkilemektedir. Ana ve ara öğün tüketim alışkanlığı, ağırlık kontrolü, zayıflama diyetlerinin uygulanması gibi davranışsal faktörler, ayrıca para, zaman sıkıntısı gibi yaşam şekli ile ilgili faktörler yeme davranışlarını etkilemektedir.

Ergenlik dönemindeki bireyler sadece fiziksel olarak değil, bilişsel ve psikososyal yönden de gelişimlerini sürdürmektedirler ve kimlik arayışı içindedir, bağımsız olmaya, kabul görmeye çabalar ve dış görünüşleri ile fazla ilgilidirler. Düzensiz öğün ve öğün aralarında atıştırma , ev dışında fast-food tarzı biçimi, beslenme alışkanlıklarının tipik özelliklerindendir. Bu alışkanlıkları genellikle aile, akranlar ve medyayı kapsayan birçok etmen etkilemektedir. Bazı araştırmalar ergenlerin %90’dan fazlasının öğünler arasında bir şeyler yediklerini göstermiştir. Bu ara öğünde çoğunlukla kalorisi yüksek, besleyici değeri düşük, yağ, ve sodyumu fazla “Junk foods “ olarak isimlendirilen yiyeceklerin tüketildiği, meyve suyu, meyve, süt, peynir ve sebze gibi besinleri alanların oranının ancak %40 dolaylarında olduğu belirtilmektedir.

Ergen bireylerin yeme davranışlarını, besin tüketimlerini ve beslenme alışkanlıklarını etkileyen birçok çevresel faktör bulunmaktadır ve en başında aile gelmektedir.
Aile sofrasında yemek yeme ve sofrada yenilen öğünlerin içerikleri, evde bulunan besinlerin çeşidi, evde hazır ve taze besinlerin bulunabilirliği, dışarda yemek yeme sıklığı, anne ve babanın besin tüketimleri ile anne ve babanın beslenmeye karşı tutum ve davranışları ergenlerin beslenme alışkanlıklarını etkilemektedir. Ailelerin çocukları belirli besinleri yemeye zorlamaları, bazı besinlere karşı getirdikleri kısıtlamalar, örnek ve model olma durumları da çocuklarının beslenme alışkanlıkları ve vücut ağırlıklarını değiştirmektedir.

Ergenlerin ve ailelerinin besin seçimleri arasındaki ilişki ile ergenler ve arkadaş çevreleri arasındaki ilişki karşılaştırıldığında ailelerinin etkisinin daha yüksek olduğu belirlenmesine rağmen, ara öğünler ve atıştırmalık besin seçimlerinde arkadaş etkisi daha önemli bir faktör olarak göze çarpmaktadır. Arkadaşlar ile zaman geçirme, sosyal öğrenme, gözlemleme, taklit etme, örnek alma gibi davranışlar besin seçimlerindeki farklılıklarda önemli etkiye sahiptir. Grup içerisinde benzer besinlerin tercih edildiği ve ergenlerin birbirlerini önemli derecede etkilediği görülmektedir. Bunlardan farklı olarak besinlerin tüketilen miktarları da birbirlerini etkilemekte örneğin aşırı kilolu ergen bireylerin aşırı kilolu arkadaşları ile normal ağırlıkta olan arkadaşları ile beraber yediklerine göre, daha fazla miktarda yemek yedikleri gözlemlenmiştir.

Anne ve babası obez olan çocuklarda obezite riski daha yüksektir ve genetik yüklülüğün %25-40 arasında değiştiği belirtilmektedir. Obeziteyle ilişkili olduğu düşünülen bazı kromozomları araştıran çalışmalar mevcuttur. Obezite gelişiminde genetiğin etkisi kadar bir faktörde anne karnıdır. Yaşamda ilk karşılaşılan çevre uterustur, Gebelik sırasında yeme merkezi ve yağ dokusu 6.-9.ayda oluşur ve annenin çok veya az beslenmesi bebeğin ileriki yaşamında obez olmasını etkiler, Aynı şekilde annenin diyabetik olması veya hiperinsülinemi de bebeğin ileriki hayatında obeziteye neden olabilir. Doğumdan sonra, anne sütü ile beslenme pek çok açıdan koruyucu olduğu gibi obezite gelişmesi yönünden de koruyucudur.

Öneriler

Besleyici değeri düşük, yüksek enerjili, fazla yağlı ve tuz içeren yiyecekler yerine, evde hazırlanan çiğ sebze, salata, yoğurt, sütlü tatlıları tercih etmelidirler. Fast food restoranlara arada bir gidilecekse; sağlıklı menü seçimlerine (örneğin; hamburger beraberinde ayran, salata veya meyve suyu iyi bir seçimdir) yönlendirilmelidir.

Dışarıda yüksek yağlı yiyecek tüketmiş ise, evde az yağlı yiyecekleri tercih etmelidirler.

Yiyecek alışverişi, menü planlama, yemek hazırlama ve pişirme konularında gençlerden yardım istenebilir,

Ev dışında yedikleri yiyeceklerin seçimi için öneri getirilebilir. Bu yolla kilo kontrolü yolu da öğretilmiş olur.

Sağlıklı yaşam tarzı için düzenli egzersiz, düşük yağlı yiyecek, sebze meyve tüketimini artırma, sigara içmeme, alkol kullanmama konularında bireyler bilinçlendirilmelidir.

Eğer vücut ağırlığı ile ilgili sorun varsa eleştirmeden, yaşam tarzını değiştirmesine yardımcı olmalı ve bir diyetisyenden yardım istemelidir.

Aile bireyleri de evde sağlıklı yiyecekler bulundurmaya özen göstermelidir.

Genç kızlar daha fit bir vücuda sahip olma güdüsüyle çoğu kez hatalı diyet yapmakta, bunun sonucunda yeme davranışı bozuklukları gelişebilmektedir. Erkekler ise egzersiz yapmaya, vücut geliştirmeye önem vermektedir. Bunun için de proteinden zengin beslenmeye çalışmaktadırlar. Oysa ki fazla protein tüketimi gerekli değildir.

Daha sağlıklı bir yaşam için fiziksel aktiviteni artırmalıdır. Ergenlerde aktivite kendini enerjik hissetme, güven, iyi bir görünüm, okul başarısı, yaşam boyu doğru bir alışkanlık kazanma, kronik hastalık risklerini azaltmak için önemlidir.

16 yaşa kadar haftada 3 veya daha fazla 20-25 dakika egzersiz, 16 yaş üzerindekilere 30 dakika/her gün egzersiz veya 3-5 kez, 30-60 dakika aerobik egzersiz önerilebilir.

Dyt. Ayşegül Karacaören
BAŞKENT ÜNV/2015
MEZUNİYET TEZ ÇALIŞMASI ÖZET


Makalelere Geri Dön