Neden Açız? Duygusal Açlık mı Fi̇zyoloji̇k Açlık mı?



Hayatı boyunca bedeni ve kilosuyla kavga etmeyen kaç kişi tanıdınız. Cevap veriyorum: Hiç kimse…

Bir diyetisyen olarak her zaman yeterli ve dengeli beslenin önemine inanırım. Sürekli kilo alıp vermek dengemizi bozar ve eskisinden daha kilolu olmamıza neden olabilir.

Beslenme biçimimiz adeta ruhumuzu yansıtır. Seviniriz güzel bir kutlama yemeğine yansır. Strese gireriz abur cubur dolabı üzerimize yıkılır. Ne yıkılma ertesi gün birkaç kilo fazlayı tartıda görünce oracığa yıkılır kalırız. Duygusal boyuttaki aşırı ve gereksiz beslenme tutumu bizi ne yazık ki yeme bozukluğuna götürür. Farkındalığın uğramadığı bu durum “Duygusal Yeme Bozukluğu” olarak tanımlanabilir. Bu aşama da beraberinde ceza ve ödül rutini devreye girer.

Kendinize uygun sağlıklı yiyecek seçimi, yeterli ve dengeli beslenme tarzını benimsediğinizde, bunun ruh ve beden sağlığınız üzerine olumlu etkileri, alışkanlık döngünüzde önüne geçilemeyecek sağlam bir duvar oluşturur. Daha da zayıf olmak değil, kaybedilen kiloların geri kazanımına engel olmak esastır. Eğer en kötü beslendiğinizi düşündüğünüz günlerden sonra nasıl bir önlem almanız gerektiğini biliyorsanız dönüş yolu kolaydır. Bilmiyorsanız çok yol vardır ve hangisine sapacağınız konusunda zorlanırsınız. Ağır detoks programları, şok diyetler, protein diyetleri gibi yoyo etkisi yaratan programları uygulamak, dengeyi iyice bozar. Beslenme eğitimi ve bir danışmanlık hizmeti burada devreye girdiğinde işiniz kolaylaşır. Kontrol mekanizması sizi doğru davranmaya zorlar. Bu şekilde öğrendiğinizi uygularsınız ve alışkanlıklarınız değişir ve artık kendi diyetisyeniniz olursunuz. Bir lokma çikolatanın damağınızda bıraktığı hazzı bilirsiniz; daha fazlasına yeltenmezsiniz. Tatlı yeme işareti, istediğin kadar ye rutini ve sonucunda pişmanlık duygusu ise: istediğin kadar ye yerine bir lokma yersen seni mutlu eder ve sonucunda vicdan azabı çekmez ve yağlanmazsın!.. ödülüne dönüşür.

İşte bu OLUMLU ALIŞKANLIK DÖNGÜSÜ duygusal yeme krizlerinde koruyucu bir kalkan etkisi gösterir.

Her gün alışkanlık haline getireceğimiz egzersiz, yürüyüş, yüzme vb. fiziksel aktiviteler de “Duygusal Yeme Sorunu” olan kişilerde çok işe yarar.

Duygusal Yemenin bir başka boyuta şudur. Acaba gerçekten aç olduğumuz için mi abur cubura, daha hızlı ulaşabileceğimiz yüksek kalorili, paketli ürünlere saldırıyoruz? Evet; çünkü öğün atladığımızda bozulan vücut kimyası bize bir an önce açlığını dindir mesajı verir. Bu durumun sık tekrarı, bizde yeme bozukluğu oluşturduğu için, düzgün bir öğün yapamadığımız için yiyecek tercihlerini bozmamıza neden olur. Yani öncelikli olan fizyolojik açlığımızı gidermektir.

Duygusal Yeme bozukluğunun önüne geçmek için neler yapılabilir:

  • Öğünler ve öğün saatleri düzenli olmalıdır.
  • Her gün 2,5-3 litre su içilmelidir.
  • Aşırı çay, kahve tüketimi engellenmelidir.
  • Diyet içecekler, gazlı, kolalı içecekler tüketilmemelidir. Bunlar açlığı ve yeme arzusunu tetikler.
  • Öğünlerde et, tavuk, balık, peynir, yumurta gibi proteinli bir seçimin yanında bolca sebze-salata, yoğurt, ayran ve 2-3yemek kaşığı tahıl, kuru baklagil tüketmek dengeli bir mönü oluşturmada önemlidir. Bu şekilde kan şekeri kontrol altında tutulur ve aşırı yeme isteğinin önüne geçilebilir.
  • Kısa süreli çok düşük kalorili diyet programlarından uzak durulmalıdır. Çünkü uzun vadede büyük başarı göstermezler. İştahı tetikler ve daha fazla yeme dürtüsü oluşturur.
  • Aç değilsiniz ama bir şeyler yemek istiyorsunuz. Hemen az yağlı süt, yoğurt, kefir, probiyotik yoğurt tüketin. Doyurur kilo vermenizi kolaylaştırır.
  • Balık yağı içmek antidepresan etki yaratır. Omega- 3 yağ asitleri açlığı bastırır.
  • Uyku düzenine dikkat. Az uyku daha fazla ghrelin hormonunun, az leptin hormonunun salgılanmasına neden olur ve glikoz, insülin metabolizmasını etkiler. Az uyku da, çok uyku da beslenme bozukluğuna yol açar.
  • Yağ kaybederken daha aç hissedilir. Bu da normaldir.
  • Özellikle bazı diyet lifleri, İnce bağırsağın viskozitesini artırır ve iştahın düzenlenmesinde yararlıdır. Bol lifli beslenin.
  • Daha fazla hareket, daha az stres demek. Bu da duygusal yeme isteğini bastırır.



Olumlu değişiklikler, diğer olumlu değişikliğe yol açar. Sağlığınız için hemen şimdi başlayın.

Uzman Diyetisyen Songül KANIMTÜRK


Makalelere Geri Dön